Tabii ki, mülakatın iyi gitmemesi, sadece yönetenlerin hatalarından kaynaklanmaz! Bazen hata adaydadır.

(Bu başlık altında yazacaklarım sadece ilk veya ikinci iş başvurusu yapanlaradır.) Yazdıklarım, kendi gördüklerime dayanıyır. Her konuda yorum ve katkıya açığım.
Bence, hata çesitleri, aşağıdaki gibidir:
Boğaziçi Sendromu: Özellikle 1990larda Türkiye'de geçerli olan, İstanbul iş çevrelerinde biraz alay konusuna dönüşen, ve sonunda B.Ü.'nün de katkılarıyla çoğunlukla düzeltilen bir sendroma verilen ad. Bu sendroma sahip adaylar, sıkı bir çalışmadan sonra üniversiteden mezun olmanın verdiği güvenle, kendilerini ağırdan satmayı severler. Bilmedikleri birşey vardır ki, Cambridge'den lisans, Harvard'dan yüksek lisans, Tokyo'dan da doktoranız olsa dahi, bunlar ya iş için elzem olmayabilir, ya da elzem olsalar dahi de iş tecrübesi yerine geçmez. Çalışkan ve belki olduğunuzu gösterir - ki bu önemlidir - ama ancak o kadar. Arkadaşlar, biliniz ki, iyi bir üniversiteden mezun olmak iyidir ama bir işe alınmak için yeterli değildir!
Yanıltıcı özgeçmiş: Seneler önce bir iş ilanına gelen cevaplarda, aynı şirketten 5 tane başvuru geldi. Değişik tecrübelere ve iş konumlarına sahip olmalarına rağmen, hepsi önemli bir projeyi yönettiklerini iddia ediyordu. Hiçbiri doğru değildi. Hiçbirine mülakat davetinde bile bulunulmadı. Ben şahsen özgeçmişte herhangi bir abartı sevmem. Ama, biliyorum, azınlıktayım. Yine de abartacaksanız, dozunu aşırı kaçırmayın. Karşınızdaki salak veya bilgisiz olmayabilir. Eğer özgeçişe sığmayacak veya normal özgeçmiş formatında belirtilmeyecek bir katkınız var ise, o bir mülakatta ortaya çıkacaktır.
İşten kaçınma: Bugünlerde bile, bazı kişiler, daha kariyerlerinin başında tembellik taraftarıdır. Örneğin, bazen gece geç vakte kadar çalışılması gerektiği söylendiğinde, bir kişinin bana dediği gibi, "Valla annemin yemeklerini kaçıramam" demeyin.

Muhtemelen işi kaçırmış olursunuz! (Bu vakada doğru cevap, "Valla annemin yemeklerini çok severim, ama üniversitede çok geç vakte kadar çalıştığım zamanlarda ne yazık ki kaçırdım. Elbette iş hayatında da olacaktır." gibi birşey olurdu.)
Terbiyesizlik: Tuhaf gelebilir ama, müstakbel patronunuza eğer hakaret ederseniz, işe alınma ihtimaliniz düşer. Gerekirse iddialaşın, ama her zaman saygılı olun.
Dağınıklık: Eğer aklınız iki karış havada, veya herkesin kot giydiği yere takım elbiseyle, herkesin takım elbise giydiği yere kotla, saçınız başınız karışmış, hem kirli hem de deodorantsız bir şekilde, evraklarınızın çoğu eksik, randevuya gecikmiş bir şekilde iş başvurusu yaparsanız, şansınız azalır.
Sigara: Ben tiryakiyim ve bir seferinde kesintisiz 8 (evet, sekiz) saatlik bir mülakat yaşadım. Sıkıntısını bilirim! Eğer masada sigara veya kül varsa, müsaade isteyip elbette içebilirsiniz. Ama yoksa, yöneticinin teklif etmesini veya sigara içmesini bekleyiniz.
İçine kapanıklılık: Herşeyi yöneticinin sormasını veya izah etmesini beklemeyin. Hazırlıklı olun, soru sorun. (Bu zaten genelde verilen, pek enteresan olmayan bir tavsiyedir.) Ama, şunu da unutmayın. Eğer yönetici bir iki konuyu atlamışsa, onları açıklamak sizin görevinizdir.
Bol şans!
(Devamı gelecektir!)